top of page

Yapay zeka ile geleceğimiz nokta. Devrim mi? Evrim mi?

İnsanoğlunun gelişim tarihi boyunca yaptığı, tüm devrimler onun ihtiyacından dolayı ve aklını zorlaması neticesinde ortaya çıkmış olan devrimlerdir. İster düşünsel ve fikri yolculuğu ister teknolojik yolcuğu olsun insanın başlangıç noktası hep bu olmuştur.

Bugün geldiğimiz noktada Endüstri 4.0 dediğimiz devrimi bu amaç ile başlattık ve bu yolcuğa da bu amaçla çıktık. Fakat elde ettiğimiz zihinsel alt yapımızdaki devrim ile teknolojik becerilerimiz bir araya geldiğinde, ortaya ‘yapay zeka’ dediğimiz devasa bir kavram ve beraberinde getirdiği binlerce soru çıktı.

İlk bakışta insanoğlunun, “ihtiyaca binaen mi yoksa gelişim serüveni içerisinde kendililiğinden ortaya çıkan bir şey mi” sorusuna cevap bulamasakta bugün önümüzde ilk defa sınırlarını belirleyemediğimiz ve dolayısı ile bizim üzerimizdeki etkisini tam olarak ne olacağını bilemediğimiz bir gerçek var.

Yapay zeka; yani kendi kendine öğrenebilen ve dolayısı ile kendi kendini geliştirebilen sistemler olarak özetlediğimiz bu kavram, insanoğlu için bir nimet mi yoksa bugün sahip olduğumuz biyolojik ve zihinsel tür özelliklerimizi başkalaştıracak, değiştirecek ya da yok edecek olan yeni bir türün habercisi mi sorusu ister istemez insanın aklına gelmiyor değil.

İnsanoğlunun zaman içinde kendini yaşadığı dünyanın çevresel faktörlerine uyum sağlayarak geliştirdiği, hem düşünce hem de sahip olduğu biyolojik özellikleri kazandığı en son sürümüne, bilim adamları “HOMESAPIENS” bir diğer ifade ile “zeki insan” adını vermekteler. Bilim adamlarının yaptığı araştrmalarda da görülüyor ki insanoğlunun bugün geldiği noktada elde ettiklerini kazanıncaya kadar pek çok modelinin ya da türünün zaman içinde elenerek yok olduğunu bugün yaşayan son insan türünün ise eleğin üzerinde kalan son hali olduğunu savunuyorlar. Kısaca özetlemek gerekirse tarih boyunca yeryüzünün değişen faktörlerine karşı insanoğlu sürekli olarak hayatta kalmak ve yaşamını devam ettirmek için kendini değişen etkenlere ve faktörlere göre tekrar revize etmiş ve bu sayede yaşamını idame ettirebilmiştir. Çevresel faktörler ve yaşam biçimleri değiştikçe biyolojik özellikleri ile beraber zihinsel ve fikirsel özellikleri de değişmiş ve bugün karşımıza “HOMOSAPIENS” dediğimiz zeki insan türü çıkmıştır.

Peki geldiğimiz noktada durum bu ise bundan sonraki aşama da durum ne olacak? Aslında yazımızda değinmek istediğim ana fikir bu. İnsanın bundan sonrasında yapay zekanın rolü ne olacak. Yapılan her devrim ve her yenilik teoride insan ırkını bir üst refah seviyesine çıkartmak için yapılsa da aslında pratiğe geçildiğinde bunun beraberinde insaoğluna birçok külfet getirdiğinede daha önce defalarca şahit olduk.

Buna en yakın örneklerden biri olarak sosyal medyayı verebiliriz. Başlangıç aşamasında insaların arasındaki iletişimi çoğaltmak ve etkileşimi arttırmak için tasarlanmış ve devrim niteliğinde olan sosyal medya ağları bugün geldiğimiz noktada toplumları manüpüle etmek ve daha önceden yapılan planlar doğrultusunda toplumların düşünce yapılarının istenilen yöne kanalize edilmesini sağlayan çok tehlikeli bir toplum mühendisliği silahına dönüşmüş durumda. Toplumsal bir hareket başlatmak istediğinizde etkili bir kişinin twetter üzerinde etkili bir tweet atması yeterli oluyor. Daha sonrasında kahvenizi elinize alıp, olup biten her şeyi TV ekranından izlemeye başlıyorsunuz. Sosyal medya örneğini daha da uzatmak mümkün fakat konumuzun ana fikrinden kaymaması adına bu konuya diğer yazılarımızda daha ayrıntılı olarak değineceğiz.

Yazımızın başında söyelediğimiz gibi yapay zekanın ilk adımlarının atıldığı tasarım labratuarlarında yapay zekanın içeriği ve çalışma sistemi bugün tam olarak bilinse de sınırlarının nerede biteceği ve hangi noktaya kadar kontrol edilebileceği tam olarak bilinemiyor. Bunun boyutları ile ilgili tehlikenin ne aşamada olduğunu merak ediyorsanız, Google arama motorunda “Eski Google çalışanından ‘Yapay zeka’ uyarısı ” başlıklı haberi okumanızı tavsiye ederim.

Yapay zeka ile çalışan sistemlerin güvenli bir şekilde çalışmasını sağlayan güvenlik duvarı seviyelerinin üst düzeyde tutulması şu an için bize yeterli gelse de bundan çok kısa bir süre sonra bu güvenlik sistemlerinin kontrolü ve geliştirmesi de bizzat yapay zeka sistemleri tarafından yapılacak.

İnternet üzerindeki ücretsiz cloud server (bulut sunucu) dediğimiz sistemler sayesinde bugün önümüzde bulunan bilgisayarlar, kolumuzdaki akıllı saatler ve elimizden hiç düşürmediğimiz akıllı cep telefonları sayesinde insana ait milyarca kolonluk veri sürekli olarak kaydedilip her çeşit analiz yöntemi ve yapay zeka algoritması üretmek için malzeme olarak kullanılmakta.

Ünlü komedyen Cem YILMAZ bir gösterisinde bu konu ile ilgili olarak “CIA senin mangal fotoğrafını ne yapsın” diye bir espri yapmıştı. Anlatım tarzı ile birlikte değerlendirildiğinde gerçekten çok komik olsada aslında gelinen noktada yapılmak istenilenler hakkında derin bir fikir yürüttüğünüzde ortaya çok ürkütücü senaryolar çıkıyor.

İnsana ait milyarca verinin ne amaçla toplandığı ve bu veriler ile neler yapılabileceği hatta neler yapılmaya başlandığı konusunda internet üzerinde araştırma yapmak isteyen arkadaşlarımızın Yuval NOAH HARARI’nin 2018 de Davosta yaptığı konuşmasını youtube üzerinde bulup izlemelerini tavsiye ederim.

Tüm dünyada insanlığa hizmet etmek için lokal yani bölgesel olarak çalışmalar yapıp yeni sistemler yeni araçlar ve fikirler üretilen bir zaman diliminden sonra insanlardan toplanan milyarlarca veri sayesinde tüm insalığı bir merkezden yöneten ve insanoğlunun üretiminin bir noktadan şekillendirildiği yeni bir döneme giriyor olabiliriz.

Bu değişim karşısında ‘yapay zeka’ dediğimiz kavramın, bizim tarafımızdan yönetilen bir sistem olmaktan çıkıp bizi yöneten bir sistem olmaya başladığında zeki insan türünün en son modeli olan HOMOSAPIENS bu gelişim karşısında da, değişen çevresel faktörlere karşı kendini yeniden şekillendirip hayatta kalabilecek mi yoksa sınırlarını ve yapabileceklerini bilmediği bir sistem tarafından başkalaştırılıp yeni bir türe mi dönüşecek? Bu ürkütücü soru karşısında benim yapabileceğim yorum “Aklımda deli sorular” demekten öteye geçmiyor.

Daha önceki yazılarımızda değindiğimiz konulara göre bu yazımızdaki konuların biraz daha dağınık olduğunun farkındayım. Fakat inanın sınırlarını tahmin edemediğiniz bir kavram için derli toplu bir şeyler yazmak pek kolay olmuyor.

Bu nedenle zihin ve tefekkür dünyanızda yapacağınız yolculuklarınız için yeni bir pencere açtığımızı umuyor ve tüm okuyucularımıza mutlu, bereketli ve bol kazançlı günler diliyoruz.

İlhan KÖSEOĞLU

Tekosis Teknoloji / Mekatronik Uzmanı


3 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Pandemi Sonrası Gerçeklik Algımız

Çetin zamanlardan geçiyoruz… Ne zaman geçmedik ki? Şairin dediği gibi; “İnsan mı geçer zamanın içinden, yoksa zaman mıdır insanın içinden geçen?” Akıp gitmekte  olan  bu  zaman  dilimi, âheste, âheste

Bilen Yönetir

Yaratılış tarihi boyunca, insanı diğer canlılardan ayıran en büyük özelliği, eşya’nın cevherini bilmesi yani eşya’nın içindeki potansiyeli görerek ondan bilgi üretmesi oldu. Yeryüzünü, yaratıcının izn

Comments


bottom of page